Yukarı Fırat Bölgesi'nde Kıtlık ve Kuraklık (19. ve 20 Yüzyıl)


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, TARİH ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SALİH COŞKUN

Danışman: Abdulkadir Gül

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Çalışma konusunun sınırlılığı ve içeriği, tezin başlığında da görüldüğü gibi doğal ve beşeri faktörlere bağlı olarak Anadolu'nun kurak bölgelerinden olan Yukarı-Fırat Havzasındaki kıtlık konusu ele alınmıştır. Çalışma alanımız Erzincan, Kemah, Eğin, Dersim, Gercanis, Arabgir'e kadar uzanan geniş bir alanı kapsamaktadır. Bölgenin yağış rejiminin düzensizliği ve yetersizliği meteorolojik istatistik sonuçlarına bakıldığında Anadolu'nun en kurak bölgelerinden biri olduğu göze çarpmaktadır. Bölge ki yerleşmeler başta Fırat Nehri (Karasu) olmak üzere birçok ırmak ve su kaynağının yanında veya yakınında kurulmuşlardır. Şehir, kasaba, köy ve köy altı yerleşmeleri (Erzincan hariç), yeteri kadar tarım arazisi bulunmayan, arızalı bir coğrafya üzerinde konumlanmışlardır. Genellikle de tarım arazilerinde susuz ve ilkel teknikler ile üretim yapılmıştır. Bölgede az olmakla birlikte su kaynaklarının olduğu yerlerde bağ ve bahçeciliğin ön plana çıktığı görülmektedir. Bu yönüyle yerleşmeler, tarihi süreçte yoğun miktarda kıtlıkla karşı karşıya kalmışlardır. Afet kavramına bakıldığı zaman afeti doğal ve beşeri afet olarak ikiye ayırmak mümkündür. Çalışmaya konu olan ve afetin bir neticesi olan kıtlık genellikle doğal afetlerin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Doğal afetler depremler, çekirge istilası, sel, aşırı soğuk veya yağış rejimindeki düzensizlik gibi tabiat olaylarıdır. Bu afetlerin temel özelliği önceden tahmin edilemeyen ve sonuçları da önceden bilinemeyen doğa olayları olmalarıdır. Bu doğa olaylarından kuraklık ve akabindeki kıtlık hadiseleri bu çalışmanın ana temasını oluşturmaktadır. Kıtlıktan kastedilen ve arşiv belgelerinde kaht ü galâ olarak geçen ifade genel olarak hububat ve temel iaşe eksikliğini vurgulamaktadır. Osmanlı arşivlerine bakıldığı zaman, klasik dönem kayıtlarında doğal afetlere ait yoğun materyal bulunmazken son dönem kayıtlarında bürokrasinin de gelişmesiyle birlikte bu tür belge sayısında artışın olduğu gözlenmiştir. Bu sebepten dolayı çalışma 19. yüzyılın ortalarından 20. yüzyılın başına kadarki dönemi kapsamaktadır. Yukarı Fırat Bölgesinde yaşanan kıtlık hadiselerinin hangi iskân birimlerinde ve hangi zaman aralığında daha etkin olduğu, kıtlığın etkileri, sonuçları ve devletin afet yönetiminin nasıl olduğunun ortaya konulması hedeflenmektedir. Çalışmada arşiv kayıtlarının yanı sıra araştırma-inceleme eserlerine de müracaat edilmiştir. Metin içerisinde tafsilatlı irdelenen konunun bulguları sonuç kısmında genel hatlarıyla ortaya konulmuştur.