Anavatan Partisi iktidarı ve ordu (1983-1991)
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2021
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GÜLSEMİN AKIN
Danışman: Yusuf Ziya Keskin
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Yakın dönem Türkiye tarihinin en önemli açmazlarından birisi, evrensel demokratik kıstaslarla uyuşmayan bir yapı arz eden TSK-sivil iktidar ilişkileri olmuştur. Darbe kavramı zaten demokratik teamüllerle izah edilemez bir süreci ifade ederken, bu sürecin akademik alanda izahında kimi zaman başvurulan ideolojik bakış açısı da ayrı bir sorun olmuştur. 12 Eylül Darbesinden sonra iktidara gelen siyasilerin selefleri olan askerlere karşı, askerlerinde halefleri olan siyasilere karşı tavırları, bu yönde atılan adımlar ve yapılan düzenlemeler, çalışmanın ana konusunu oluşturmuştur. Çalışmada öncelikli olarak 12 Eylül Darbesine giden süreç ana hatlarıyla incelenmeye çalışılmıştır. Darbenin devamındaki süreç olan 1980-1983 askeri rejim döneminde siyasetin nasıl şekillendirilmeye çalışıldığı üzerinde durularak, 6 Kasım 1983 seçimleri sonrası kurulacak hükümetler dönemi için alınan önlemler incelenmiştir. 6 Kasım seçimleri ile iktidara gelen Anavatan Partisi'nin askeri rejim döneminde alınan önlemler ve TSK karşısındaki durumu çalışmanın ana konusunu oluşturmaktadır. Anavatan Partisi'nin iktidarı boyunca (1983-1991) ortaya çıkan sorunlar ve sorunlar karşısında nasıl çözümler ürettiği, askerin bu çözümlere ve Anavatan Partisi iktidarına karşı tavrı belli başlıklar altında incelenmiştir. Her darbeden sonra olduğu gibi 12 Eylül sonrası kurulan dönemde de TSK; olmasını istediği, önceden ortamını hazırladığı siyasi, sosyal ve ekonomik yapının bekçisi ve koruyucusu olma geleneğini devam ettirmeye çalışırken, siyasetçiler de bu duruma karşı politikalar üretmeye devam etmiştir. 27 Mayıs ve 12 Mart deneyiminden hareket eden taraflar, yönetim üzerindeki etkilerini arttırmak ve devam ettirmek adına kıyasıya bir mücadeleye girişmiştir. Ancak bu süreç evrensel boyutlu bir ilişki olmaktan ziyade, Türkiye şartlarının gerçekliğinde yaşanmaya devam etmiştir.