(E)-6-[(2-hydroxy-4-chlorophenyl)imino]methyl-3,5 dinitrophenol Ligandına Dayalı Metal Komplekslerinin Sitotoksik Etkilerinin HT-29 Kolon Kanseri Üzerinde Değerlendirmesi


Pirbudak İ., Altay A., Yeniçeri E., Tuna Yıldırım S.

36.Ulusal Kimya Kongresi, Van, Türkiye, 31 Ağustos - 03 Eylül 2025, ss.112, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Van
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.112
  • Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Schiff bazları ilk kez 1864 yılında H. Schiff tarafından birincil aminlerin aldehitler ve ketonlarla tepkimesi sonucu elde edilmiştir. İmin bileşikleri üzerine yapılan ilk çalışma ise Anselmino tarafından Berichte dergisinde yayımlanmıştır. Bu çalışmadan sonra, bu ligandlar kullanılarak çeşitli metal kompleksleri sentezlenmiştir. Schiff bazları, yapısal ve biyolojik özelliklerinden dolayı koordinasyon kimyasında yaygın olarak kullanılan ligandlar arasında yer almakta olup, günlük yaşamdaki önemi her geçen gün artmaktadır [1]. Schiff bazları ve metal kompleksleri; tıp ve eczacılık, bazı ilaçların hazırlanması, biyolojik sistemler, kozmetik, boya ve polimer üretimi gibi pek çok alanda artan bir şekilde kullanılmaktadır [1,2]. Ayrıca, biyomimetik modelleme uygulamaları, moleküler mıknatıs tasarımı ve sıvı kristaller açısından da büyük önem kazanmışlardır. Genellikle mükemmel şelatlayıcı ajanlar olan Schiff bazları, ayrıca katalizör, organik sentezde ara ürün, boya, pigment ve polimer stabilizatörü olarak da kullanılmaktadır [1,2]. Hazırlanan (E)-6-[(2-hydroxy-4-chlorophenyl)imino]methyl-3,5-dinitrophenol ligandı (L2) 10 mL mutlak etil alkolde çözündürüldü ve bunun üzerine 10 mL etil alkolde çözülen damla damla ilave edilerek geri soğutucu altında 40-60oC aralığında bir-iki saat karıştırılmıştır. Elde edilen ürüne saflaştırma yöntemleri uygulanacak ve karakterizasyona hazır hale getirilmiştir. [1]. Schiff bazı ligandları ve komplekslerinin sentezleri gerçekleştirilip uygun saflaştırma yöntemleri uygulanarak numuneler hazırlandıktan sonra karakterizasyonları gerçekleştirilmiştir. Schiff bazları ve komplekslerinin yapıları elementel analiz, IR, 1H-NMR, 13C-NMR, UV-Vis, SEM, XRD, manyetik süsseptibilite ve termogravimetrik analiz yöntemleri kullanılarak aydınlatılmıştır. [1]. Sentezlenen maddeler XTT metoduyla değerlendirilmiştir.[3]. HT-29 kolon kanseri hücre hattı üzerinde gerçekleştirilen sitotoksisite analizleri, serbest haldeki L2 ligandının sınırlı antiproliferatif etkiye sahip olduğunu (IC₅₀: 71.88 µM), ancak metal iyonları ile kompleksleşmesi durumunda biyolojik aktivitesinin belirgin şekilde arttığını ortaya koymuştur. En düşük IC₅₀ değerleri L2-Cd (15.,51 µM) ve L2-Hg (19.71 µM) komplekslerinde elde edilmiştir. Bununla birlikte, sistemik toksisiteleri göz önünde bulundurulduğunda, L2-Cu (27.04 µM) ve L2-Ni (31.94 µM) kompleksleri hem etkinlik hem de potansiyel biyolojik güvenlik açısından daha dengeli antikanser adayları olarak öne çıkmaktadır. Bu bulgular, L2 tabanlı metal komplekslerinin, özellikle geçiş metali iyonları ile sentezlenen türevlerinin, yeni nesil antikanser bileşikler geliştirilmesinde umut vadeden yapılar olduğunu göstermektedir.