PSİŞENİN İKİ BÜYÜK HARİTASI: MUHYİDDÎN İBN ARABÎ'NİN TASAVVUF PSİKOLOJİSİ İLE CARL GUSTAV JUNG'UN ANALİTİK PSİKOLOJİSİ ARASINDAKİ KAVRAMSAL, YAPISAL VE TARİHSEL İLİŞKİ


Creative Commons License

Gülaçtı F.

4. INTERNATIONAL SARAJEVO SCIENTIFIC RESEARCH AND INNOVATION CONGRESS,, Sarajevo, Bosna-Hersek, 2 - 03 Mayıs 2026, cilt.1, sa.1, ss.253-265, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Cilt numarası: 1
  • Basıldığı Şehir: Sarajevo
  • Basıldığı Ülke: Bosna-Hersek
  • Sayfa Sayıları: ss.253-265
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Bu çalışma, Ibn Arabi ile Carl Gustav Jung arasındaki kavramsal benzerlikleri tarihsel ve karşılaştırmalı bir
çerçevede incelemektedir. Farklı epistemolojik temellere dayanan bu iki düşünür—biri vahiy ve keşfe, diğeri
klinik gözlem ve deneyime dayalı—insan psişesine ilişkin dikkat çekici biçimde örtüşen modeller geliştirmiştir.
Çalışmanın temel amacı, bu benzerliklerin kaynağını sorgulamak ve olası entelektüel etkileşimleri ortaya
koymaktır.
İbn Arabî’nin Vahdet-i Vücûd anlayışı, insan psişesini ilâhî gerçekliğin bir yansıması olarak konumlandırırken;
Jung’un kolektif bilinçdışı ve Self kavramları, bireysel psişeyi evrensel bir bütünlük içinde ele almaktadır. Bu
bağlamda, İbn Arabî’nin nefs mertebeleri ile Jung’un bireyselleşme süreci arasında yapısal paralellikler
bulunmaktadır. Her iki sistem de psikolojik gelişimi, bilinçdışı içeriklerle yüzleşme ve bütünleşme süreci olarak
tanımlar.
Ayrıca, İbn Arabî’nin “berzah” ve “el-hayâl” kavramları, Jung’un aktif imgeleme tekniği ve arketipsel imgeler
kuramıyla karşılaştırılmaktadır. Bu kavramlar, sembolik imgelerin hem ontolojik hem de psikolojik gerçeklik
taşıdığını ortaya koyarak, rüya ve imgelemin insan psişesindeki merkezi rolünü vurgular.
Çalışmada ayrıca Henry Corbin’in iki düşünür arasında entelektüel bir köprü işlevi gördüğü ileri sürülmektedir.
Sonuç olarak çalışma, İbn Arabî ve Jung’un farklı geleneklerden beslenmelerine rağmen, insan doğasına dair
ortak bir derin yapıyı keşfettiklerini savunur ve bu benzerliklerin ya paralel keşifler ya da dolaylı etkileşimler
yoluyla açıklanabileceğini öne sürer.
Anahtar kelimeler: İbn Arabî,

This study examines the conceptual parallels between Ibn Arabi and Carl Gustav Jung within a historical
and comparative framework. Despite emerging from distinct epistemological traditions—one grounded in
revelation and mystical insight, the other in clinical observation and empirical inquiry—both thinkers developed
remarkably convergent models of the human psyche. The primary aim of the study is to explore the origins of
these similarities and to assess the possibility of intellectual transmission.
Ibn Arabi’s doctrine of the Unity of Being (Wahdat al-Wujud) situates the human psyche as a
manifestation of divine reality, while Jung’s concepts of the collective unconscious and the Self conceptualize
the psyche within a universal and integrative framework. In this context, structural parallels can be identified
between Ibn Arabi’s hierarchical model of the النفس (nafs) and Jung’s process of individuation. Both systems
frame psychological development as a dynamic process involving confrontation with unconscious contents and
their integration into a unified whole.
Furthermore, Ibn Arabi’s concepts of barzakh (intermediate realm) and khayal (imaginal faculty) are
compared with Jung’s theory of archetypes and his technique of active imagination. These frameworks
emphasize the ontological and psychological reality of symbolic images, highlighting the central role of dreams
and imagination in psychic life.
The study also positions Henry Corbin as a key intellectual bridge between the two traditions. In
conclusion, it argues that despite their differing contexts, Ibn Arabi and Jung uncovered a shared deep structure
of the psyche, which may be explained through parallel discovery or indirect intellectual influence.