Epikürcü Felsefenin Temel Erdemleri


Aksu İ.

İKSAD 2. SOSYAL BİLİMLER KONGRESİ, 2018 GAZİANTEP, Gaziantep, Türkiye, 22 - 25 Kasım 2018, ss.314-321

  • Basıldığı Şehir: Gaziantep
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.314-321

Özet

Felsefî bir terim olarak temel erdem, verili bir ahlâk felsefesi içerisinde çeşitli nedenlerle ve farklı açılardan diğerlerine nispetle daha önemli, dolayısıyla da ayrıcalıklı görülen erdemi ifade etmektedir. Felsefe tarihinde ilk kez Sokrates (M.Ö. 469-399) ile karşımıza çıkan ayrıcalıklı erdem fikrinin, diğer bir deyişle temel erdem kavramının Sokrates’i müteakiben başta Platon (M.Ö. 427-347) ve Aristoteles (M.Ö. 384-322) olmak üzere önde gelen filozoflarda ve felsefe okullarında değişik biçimlerde karşımıza çıktığını, erdem konusunun önemini nispeten yitirdiği modern dönemlere değin gelişerek ve elbette ki aynı zamanda değişerek varlığını sürdürmeye devam ettiğini görmekteyiz. Bu tebliğ, ilgili kavramın bu uzun serüveni içerisindeki ana duraklardan birine odaklanmaktadır. Söz konusu durak, kabaca M.Ö. 4. yüzyıl ile M.S. 2. yüzyıl arası zaman dilimini kapsadığını belirtebileceğimiz Helenistik dönemin dört felsefe okulundan biri olan ve gerek etki gerekse yaygınlık itibariyle Stoacılıkla birlikte diğerleri arasında öne çıktığını söyleyebileceğimiz Epikürcülüktür. Epikürüs (M.Ö. 342-271) tarafından kurulan ve hayatın gayesini mutluluk olarak vaz edip onu da haz (hêdonê) ile özdeşleştiren bu felsefe okulu, teklif etmiş olduğu ahlâkî yaşam içerisinde ayrıcalıklı görülmeye aday iki ahlâkî değeri öne plana çıkartmaktadır. Bunlar dostluk (philia) ve amelî hikmettir (phronesis). Tebliğimizde onlardan her birini konumuz çerçevesinde değerlendirmeye ve anılan felsefe okulunun temel erdemini yahut erdemlerini belirlemeye gayret göstereceğiz. Böylelikle de Epikürcülüğün ahlâkî yaşamın temeline hangi erdem veya erdemleri yerleştirdiğini tespit etmiş olacağız. Böylesi bir tespitin ise bize, Epikürcü felsefenin idealize ettiği ahlâkî failin tam olarak nasıl bir mahiyete sahip bulunduğunu ve dolayısıyla da okul müntesiplerine ne türden bir ideal ahlâkî yaşam vadedildiğini daha iyi anlama noktasında katkı sağlayacağını düşünmekteyiz.

The cardinal virtue, as a philosophical term, refers to the virtue seen from different perspectives and for different purposes more valuable and privileged than others in the certain moral philosophy. The idea of privileged virtue, in other words, the concept of cardinal virtue manifested itself for the first time in the history of philosophy with Socrates (B.C. 469-399). Following him, we confront this concept in different ways within the philosophy of prominent philosophers, like Plato (B.C. 427-347) and Aristotle (B.C. 384-322), and philosophical schools. The concept of cardinal virtue had maintained its existence by flourishing and also changing until modern times when the issue of virtue relatively lost its importance. This paper focuses on one of the main stops in this long adventure of that concept. The aforementioned stop is Epicurean philosophy, which was one of four philosophical schools of the Hellenistic period (roughly B.C. 4.-A.D. 2) and became prominent alongside Stoicism among others in terms of influence and predominance. Epicurean school, established by Epicurus (B.C. 342-271), defined the principal goal of life as happiness and identified it with pleasure (hêdonê). This school highlights two moral values which may be seen as privileged within the moral life that it offers. These are friendship (philia) and practical wisdom (phronesis). In this paper, I will try to evaluate each of them in the framework of the topic and specify the cardinal virtue or virtues of Epicurean philosophy. In this way, I hope to uncover which virtue or virtues Epicurean school placed at the foundation of moral life. As a consequence, such a determination, I think, will contribute to the better understanding about both the essential character of the moral agent that Epicurean philosophy idealizes and which kind of ideal moral life Epicurean school promises to its followers.