INTERNATIONAL CONGRESS ON INTERDISCIPLINARY SCIENCE AND TECHNOLOGY , Kars, Türkiye, 26 - 27 Mart 2026, ss.222-230, (Tam Metin Bildiri)
Bu araştırmanın
temel amacı, sağlık çalışanları örnekleminde zorunlu vatandaşlık davranışının
vatandaşlık yorgunluğu üzerindeki etkisini belirlemek ve bu ilişkide iş stresi
ile iş-aile çatışmasının ardışık (seri) çoklu aracılık rollerini ampirik olarak
test etmektir. Çalışma, kuramsal olarak Kaynakların Korunumu Teorisi ve Rol
Teorisi çerçevesinde yapılandırılmıştır. Araştırma, Türkiye'nin doğusunda yer
alan bir kamu hastanesinde görev yapan hemşire, hekim ve idari personelden
oluşan 583 sağlık çalışanı üzerinde yürütülmüştür. Veriler; geçerliliği ve
güvenilirliği kanıtlanmış ölçekler aracılığıyla toplanmış; analiz sürecinde
korelasyon analizi, yapısal eşitlik modellemesi (YEM) ve Hayes PROCESS Makro
(Model 6, 5.000 bootstrap örneği) yöntemlerinden yararlanılmıştır. Analiz
sonuçlarına göre, geliştirilen tüm hipotezler desteklenmiştir. Bulgular,
zorunlu vatandaşlık davranışının vatandaşlık yorgunluğu üzerinde doğrudan ve
anlamlı bir pozitif etki yarattığını ortaya koymaktadır. Ayrıca, iş stresi ve
iş-aile çatışmasının bu ilişkide hem bağımsız hem de seri aracı roller
üstlendiği belirlenmiştir. Süreç incelendiğinde; zorunlu vatandaşlık
davranışının önce çalışanın iş stresini artırdığı, yükselen stresin aile
rollerindeki sorumlulukları aksatarak iş-aile çatışmasını tetiklediği ve bu
kümülatif kaynak tükenme sarmalının nihayetinde vatandaşlık yorgunluğu ile
sonuçlandığı görülmüştür. Elde edilen sonuçlar, sağlık hizmetlerinin
sürdürülebilirliği açısından "gönüllülük" maskesi altındaki baskıcı
yönetim uygulamalarının çalışanlar üzerinde ciddi psikolojik maliyetler
doğurduğunu kanıtlamaktadır. Bu bağlamda yöneticilere; otoriter liderlik
tarzından kaçınarak çalışan özerkliğini destekleyen bir yönetim anlayışı
benimsemeleri, adil ve destekleyici bir etik iklim inşa etmeleri ve
çalışanların kaynaklarını korumak adına stres yönetimi ile aile dostu
politikaları hayata geçirmeleri önerilmektedir.
The primary aim of this study is to determine the
effect of compulsory citizenship behaviour on citizenship fatigue among
healthcare workers, and to empirically test the sequential mediating roles of
job stress and work–family conflict in this relationship. The study is
theoretically framed within the Theory of Resource Conservation and Role
Theory. The research was conducted on a sample of 583 healthcare workers –
comprising nurses, doctors, and administrative staff – employed at a public
hospital in eastern Turkey. Data were collected using scales with established
validity and reliability; the analysis process utilised correlation analysis,
structural equation modelling (SEM), and the Hayes PROCESS Macro (Model 6,
5,000 bootstrap samples). According to the analysis results, all developed
hypotheses were supported. The findings reveal that compulsory citizenship
behaviour has a direct and significant positive effect on citizenship fatigue.
Furthermore, job stress and work–family conflict play both independent and
serial mediating roles in this relationship. Examination of the process shows
that compulsory citizenship behaviour first increases employees’ job stress;
the rising stress then triggers work–family conflict by disrupting
responsibilities in family roles; and this cumulative resource depletion spiral
ultimately results in citizenship fatigue. The findings show that, regarding
the sustainability of healthcare services, coercive management practices
disguised as ‘voluntary’ work impose significant psychological costs on
employees. In this context, it is recommended that managers adopt an approach
that supports employee autonomy by avoiding an authoritarian leadership style,
build a fair and supportive ethical climate, and implement stress management
and family-friendly policies to protect employees’ resources.