XIth International Symposium on History Education, Nevşehir, Türkiye, 2 - 04 Eylül 2025, ss.2-30, (Tam Metin Bildiri)
Bu araştırma, II. Dünya Savaşı arifesinde şekillenen Okul Spor Yurtlarının kuruluş sürecini, bedenin devlet tarafından disipliner ve biyopolitik bir yönetim nesnesi olarak yeniden tanımlandığı tarihsel bağlam içinde incelemektedir. 1930’lu yılların ortalarından itibaren Türkiye’de sporun kurumsal örgütlenmesi, devletin ideolojik, ahlaki ve askerî hedefleriyle giderek daha sıkı biçimde ilişkilendirilmiş, bedensel faaliyetler, ulusun dayanıklılığını, üretkenliğini ve moral gücünü artırmayı amaçlayan kamusal bir sorumluluk alanına dönüşmüştür. Bu bağlamda çalışma, Okul Spor Yurtlarının kurumsal ve yasal biçimlenişini çözümleyerek, bu kurumların gençliğin bedensel, ahlaki ve millî formasyonunu devlet denetimi altında yönlendiren bir biyopolitik aygıt olarak nasıl yapılandırıldığını ortaya koymaktadır. Tarihsel analiz yöntemiyle yürütülen ve Foucault’nun disiplinci iktidar ve biyopolitika kavramları ile Agamben’in istisna hâli kavramı üzerine inşa edilen araştırmanın bulguları, Okul Spor Yurtlarının Maarif Vekâletine bağlı gibi gözükse de aslında Beden Terbiyesi Genel Direktörlüğü bünyesinde tasarlandığını ortaya koymaktadır. Bulgular, Okul Spor Yurtlarının devletin genç bedenleri düzenleme, yönlendirme ve gözetim altına alma girişimlerinde merkezî bir rol oynadığını göstermektedir. Okul Spor Yurtları uygulaması yalnızca beden terbiyesini örgütlemekle kalmamış, aynı zamanda rejimin idealize ettiği yurttaşlık değerlerini —itaat ve disiplin gibi— bedensel pratikler aracılığıyla içselleştirmeyi amaçlamıştır. Zorunlu katılım, merkezî hiyerarşi, sağlık denetimleri ve okul-dışı kulüp faaliyetlerinin yasaklanması, gönüllülük alanını daraltan ve “normal” hukuk düzeni içinde istisnayı kalıcılaştıran bir yönetimsellik mantığı üretmiştir. Böylece beden terbiyesi, fiziksel gelişimden öte, ideolojik bir formasyonun aracı hâline gelmiştir. Bu yönüyle Okul Spor Yurtları, erken Cumhuriyet Dönemi’nde bedenin ulusal, ahlaki ve askerî hedeflerle uyumlu biçimde kurgulanmasının özgün bir örneğini temsil etmektedir.