PSİKOLOJİNİN SONA ERMEYEN ÖNSÖZÜ: KLASİK MEDENİYETLERDE KEŞFEDİLEN PSİKOLOJİK KAVRAMLARIN MODERN LİTERATÜRDEKİ YENİDEN KEŞİF SORUNSALI VE ATIF ADALETİ


Creative Commons License

Gülaçtı F.

4. INTERNATIONAL SARAJEVO SCIENTIFIC RESEARCH AND INNOVATION CONGRESS, Sarajevo, Bosna-Hersek, 2 - 03 Mayıs 2026, cilt.1, sa.1, ss.266-281, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Cilt numarası: 1
  • Basıldığı Şehir: Sarajevo
  • Basıldığı Ülke: Bosna-Hersek
  • Sayfa Sayıları: ss.266-281
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Çalışma, psikoloji tarihinin yaygın anlatısına eleştirel bir perspektif getirerek, disiplinin başlangıcının
yalnızca Wilhelm Wundt ile sınırlandırılmasının indirgemeci olduğunu savunmaktadır. Buna karşılık Aristotle,
Galen, Ibn Sina ve Al-Balkhi gibi isimlerin sistematik psikolojik düşünceye önemli katkılar sunduğu
vurgulanmaktadır. Çalışmanın temel problemi, bu tarihsel katkıların modern Batı merkezli psikoloji yazınında
ya göz ardı edilmesi ya da marjinalleştirilmesidir.
Bu bağlamda “atıf adaleti” kavramı öne çıkarılmıştır. Bu kavram, bilimsel fikirlerin kökenlerine doğru
ve kapsayıcı biçimde atıf yapılmasını etik bir zorunluluk olarak tanımlar. Miranda Fricker’ın epistemik
adaletsizlik kuramı üzerinden, bazı düşünürlerin kültürel kökenleri nedeniyle akademik hafızadan dışlandığı
ileri sürülmektedir.
Çalışmada ayrıca Antik Yunan’dan İslam Altın Çağı’na uzanan psikolojik düşünceyi karşılaştırmalı
biçimde ele alınmıştır. Plato’nun üç parçalı ruh modeli ile Sigmund Freud’un yapısal kuramı arasındaki
benzerlikler; Al-Kindi ve El-Belhî’nin bilişsel terapiye benzeyen yaklaşımları; İbn Sîna’nın özbilinç üzerine
geliştirdiği “Uçan Adam” düşünce deneyi gibi örnekler üzerinden psikolojinin çok daha eski ve çok kültürlü
kökenlere sahip olduğu gösterilir.
Sonuç olarak çalışma, modern psikolojinin kavramsal temellerinin büyük ölçüde önceki medeniyetlerde
şekillendiğini ve bu tarihsel sürekliliğin akademik yazında daha adil biçimde temsil edilmesi gerektiğini
savunur.

The study offers a critical re-evaluation of the dominant historiography of psychology, arguing that
restricting the origins of the discipline solely to Wilhelm Wundt is reductionist and historically incomplete. In
contrast, it emphasizes that earlier scholars such as Aristotle, Galen, Ibn Sina, and Al-Balkhi made substantial
and systematic contributions to psychological thought. The central problem addressed in this study is that these
contributions are either overlooked or marginalized within modern Western-centric accounts of psychology.
Within this framework, the concept of “citation justice” is foregrounded as a key analytical lens. Citation
justice refers to the ethical obligation to acknowledge the origins of scientific ideas in an accurate, inclusive,
and contextually appropriate manner. Drawing on Miranda Fricker’s theory of epistemic injustice, the study
argues that certain intellectual traditions have been systematically excluded from the academic canon due to
cultural and geopolitical biases.
Furthermore, the study adopts a comparative historical approach, tracing the development of
psychological concepts from Ancient Greece to the Islamic Golden Age. It highlights structural parallels
between Plato’s tripartite model of the soul and Sigmund Freud’s structural theory of the psyche. In addition, it
demonstrates conceptual continuities between early Islamic scholars—such as Al-Kindi and Al-Balkhi—and
contemporary cognitive therapeutic frameworks. The study also underscores Ibn Sina’s “Flying Man” thought
experiment as a seminal contribution to theories of self-awareness.
In conclusion, the study contends that the conceptual foundations of modern psychology are deeply
rooted in a broader, multicultural intellectual heritage. It calls for a more equitable and historically grounded
representation of this continuity within contemporary academic discourse