Uluslararası siyaset ve teknopolitik: Sosyal medya çağında komputasyonel psiko-sosyal gücün yapay zekâ ve büyük veri analizi
Tez Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı, Türkiye
Tez Danışmanı: Selim Kanat
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Desteklendiği Program: Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP)
Özet:
Dijital çağda her türlü verinin stratejik bir güç unsuruna dönüşmesi bu araştırmanın bilimsel önemini ortaya koyarken; özellikle kişisel verilerin algoritmik manipülasyonlar aracılığıyla toplumsal zihni dizayn edebilecek bir kapasiteye ulaşması çalışmanın temel motivasyonunu oluşturmaktadır. Klasik güç teorilerinin, yapay zekâ çağının operasyonel hızını ve matematiksel kesinliğini açıklamada yetersiz kalması, söz konusu teknolojik dönüşümün disiplinler arası bir yaklaşımla çözümlenmesini elzem kılmıştır. Bu gereksinimden hareketle araştırmanın temel sorunsalı, yapay zekâ ve büyük veri teknolojilerinin siyasal iktidarın doğasını ve toplumları yönlendirme kapasitesini nasıl dönüştürdüğü üzerine inşa edilmiştir. Çalışmada test edilen genel hipotez ise; bu teknolojilerin bireyleri atomize edip, süreçleri otomatize ederek ve etkiyi ölçeklendirerek rıza üretimini matematiksel bir kesinliğe taşıyan "Komputasyonel Psiko-Sosyal Güç" adında yeni bir iktidar formu yarattığı yönündedir. Siyaset Bilimi ile Bilgisayar Bilimleri disiplinlerini sentezleyen araştırmada, karma yöntem (mixed-method) deseni benimsenmiştir. Çalışmanın ampirik boyutu; Python kütüphaneleri, Doğal Dil İşleme (NLP) ve BERT tabanlı duygu analizi teknikleri kullanılarak T.C. İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM) raporlarının (2022-2025) derinlemesine analiz edilmesinden oluşmaktadır. Elde edilen bulgular, bu yeni güç formunun siyasal rekabeti geleneksel zemininden kopararak bir "bilişsel savaş sahasına" taşıdığını kanıtlar niteliktedir. Nitekim Türkiye özelindeki vaka analizi; ilgili aralıkta dezenformasyonun rastgele bir bilgi kirliliğinden ziyade, sistematik biçimde göç, ekonomi ve seçim güvenliği gibi toplumsal fay hatlarını hedef alan ve negatif duygusal tonlar (korku/öfke) üzerinden yayılan stratejik bir yönlendirme aracı olduğuna ilişkin çıktılar sunmaktadır.