Diklofenak Sodyum Kaynaklı Oksidatif Stresin Neden Olduğu Hepatotoksisite Üzerine Alfa Lipoik Asidin Koruyucu Etkisi


Dr. Öğr. Üyesi TUĞBA ERKMEN DOĞRU

Tez Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Temel Tıp Bilimleri, Türkiye

Tez Danışmanı: Fahrettin Akyüz

Tezin Onay Tarihi: 2017

Tezin Dili: Türkçe

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Desteklendiği Program: Öğretim Üyesi Yetiştirme Programı (ÖYP)

Özet:

Diklofenak analjezik, antipiretik ve antiinflamatuvar etkilerinden dolayı dünyada reçeteli ve reçetesiz olarak en çok kullanılan nonsteroidal antiinflamatuvar ilaçlardan biridir. Yaygın kullanımı sebebiyle diklofenak kaynaklı idiyosenkratik hepatotoksisite vakaları sıkça görülebilmektedir. Lipoik asit, sülfidril grupları sayesinde oksidatif strese karşı korunmayı sağlayan doğal bir antioksidandır. Çalışmamızda, yetişkin sıçanlarda akut diklofenak ile indüklenen oksidatif stres kaynaklı karaciğer hasarına karşı lipoik asidin koruyucu ve tedavi edici etkisini ve transsülfürasyon yolağının bu mekanizmadaki rolünü incelemeyi amaçladık. Çalışmamız sadece taşıyıcı çözeltiyi (%5 DMSO) intraperitonal (ip) yolla uyguladığımız kontrol grubu, lipoik asit (25mg/kg/gün, ip) uyguladığımız LA grubu, diklofenak (200mg/kg, ip) uyguladığımız DF grubu, diklofenak (200mg/kg, ip) ile indüklenen karaciğer hasarına karşı lipoik asidin (25mg/kg/gün, ip) koruyucu etkisini incelediğimiz LA+DF grubu ve yine diklofenak (200mg/kg, ip) ile indüklenen karaciğer hasarına karşı lipoik asidin (25mg/kg/gün, ip) tedavi edici etkisini incelediğimiz DF+LA grubu olmak üzere beş gruptan oluşan, beş gün süren bir deney modelini içermektedir. 6. gün gruplardaki tüm hayvanlar anestezi altında ekssanguinasyon (kanatma veya yüksek miktarda kan alma) yöntemiyle sakrifiye edildi ve laboratuvarlarımızda serumda aspartat aminotransferaz (AST), alanin aminotransferaz (ALT), alkalen fosfataz (ALP), total bilirubin (T.Bil), direkt bilirubin (D.Bil) ve karaciğer dokusunda malondialdehit (MDA), katalaz (CAT), glutatyon (GSH), homosistein (Hcy) düzeyleri ölçüldü. Ayrıca karaciğer dokusunun histolojik incelemeleri de gerçekleştirilmiştir. Sonuçlarımız, diklofenak uygulanması sonucu karaciğer hasarında önemli klinik belirteçler olan serum AST, ALT, T.Bil, D.Bil düzeylerindeki artışın hepatik MDA düzeylerindeki artış ile paralel olduğunu; buna karşılık hepatik GSH ve CAT düzeylerinde düşüş yaşandığını göstermektedir. Bu tablo diklofenak kaynaklı oksidatif stresin neden olduğu karaciğer hasarından söz etmemize olanak sağlamaktadır. Lipoik asidin gelişen hasara karşı koruyucu etkisini incelediğimiz LA+DF grubunda ise AST, ALT, T.Bil, D.Bil, MDA değerlerinin DF grubuna göre belirgin bir şekilde düştüğünü ve Hcy düzeylerindeki azalmayla birlikte GSH seviyelerinin belirgin bir şekilde yükseldiğini gözlemledik. Ayrıca CAT aktiviteleri, kontrol grubu düzeylerine ulaşarak iyileşme göstermiştir. Elde ettiğimiz histolojik bulgular da biyokimyasal bulgularımızla örtüşmektedir. DF+LA grubunda, biyokimyasal ve histolojik olarak belirgin bir iyileşme gözlenmemiştir. Çalışmamız, diklofenak kaynaklı oksidatif stresin neden olduğu karaciğer hasarına karşı lipoik asidin antioksidan özelliği ve homosisteinden transsülfürasyon yolağı aracılığıyla GSH sentezini indüklemesi sebebiyle hepatoprotektif etkilerinin olabileceğini göstermiştir.