Türk Çalışma Mevzuatı Uyarınca İşçinin Çalışmaktan Kaçınma Hakkı


Arş. Gör. BÜŞRA YAŞAR

Tez Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Bahçeşehir Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Özel Hukuk, Türkiye

Tez Danışmanı: Doç. Dr. Fatma Burcu Savaş Kutsal

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Özet:

İşçinin iş sözleşmesinden doğan en temel borcu; iş görmektir. Türk İş Hukuku mevzuatında düzenlenen ve işçiye tanınan çalışmaktan kaçınma hakkı ise, işçinin bu borcunun kanuni bir istisnasını teşkil etmektedir. Kanun koyucu, bu istisnayı iki duruma ilişkin olarak ve işçinin iş sözleşmesini sonlandırmaksızın hakkını elde edebilmesi amacıyla getirmiştir. İşçinin çalışmaktan kaçınma hakkının gündeme geldiği ilk durum, ücretin ödenmemesidir. Ücret, iş sözleşmesinin asli bir unsuru olmakla birlikte aynı zamanda işçinin en önemli geçim kaynağıdır. Dolayısıyla, işveren ücreti zamanında ve eksiksiz ödemekle yükümlüdür. İşveren, bu borcuna aykırı davranması halinde bazı sonuçlarla karşılaşacaktır. Bu sonuçlardan biri de tezimizin inceleme konusunu oluşturan ve İşK.'nun 34. maddesinde düzenlenen işçinin çalışmaktan kaçınma hakkıdır. Çalışmaktan kaçınma hakkının gündeme geldiği diğer durum ise, ciddi ve yakın tehlike halidir. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m. 13 hükmünde düzenleme altına alınan bu hak, aslında Kanunun kapsamında yer alan tüm çalışanlar açısından mevcuttur. Söz konusu hak, işçinin vücut bütünlüğünü korumaya yönelik olup önleyici bir nitelik taşımaktadır. Bu anlamda, işverenin işverenin işçiyi koruma ve gözetme borcunun bir gereği olarak iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin gerekli önlemleri alarak işçiye güvenli bir çalışma ortamı sağlama yükümlülüğü bulunmaktadır. İşçi bu hakkını kullanarak iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin gerekli önlemleri alması konusunda işvereni zorlamaktadır. Çalışmamızda, çalışmaktan kaçınma hakkının uluslararası ve ulusal dayanakları ile hukuki niteliğine ilişkin değerlendirmelere yer verilmiştir. Mevzuatımızda söz konusu hakkın gündeme geldiği ve kullanılabildiği iki durum ayrıntılı olarak ele alınmış ve kullanılmasının şartları, kullanım şekli, hukuki sonuçları ile kanunda açıkça düzenlenmeyen bazı hususların yarattığı sorunlar doktrindeki görüşler ve yargı kararları ışığında incelenmeye çalışılmıştır.