Eski Türk yazıt ve destanları ışığında tarihi varlık olarak insan


Dr. Öğr. Üyesi NUSRETTİN YILMAZ

Tez Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Erciyes Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Felsefe Ve Din Bilimleri, Türkiye

Tez Danışmanı: Hasan Şahin

Tezin Onay Tarihi: 1998

Tezin Dili: Türkçe

Özet:

Eski Türk Yazıt ve Destanları Işığında Tarihi Varlık Olarak İnsan konulu bu doktora çalışması, genel anlamda, erken evreler bakımından Türk düşüncesinde insan konusunu irdeleyen felsefî bir araştırmadır.

Araştırmada, öncelikle, Türk düşüncesinin doğrudan bir ifadesi olan Eski Türk Yazıt ve Destanları, başlıca kaynaklar olarak ele alınıp tanıtılmaktadır. Girişte, düşünce tarihinin en eski ve temel konularından biri olan insanın, değişik yön ve farklı açılardan konu edilebileceği, ancak onun tanınma noktasında konu edildiği zaman mutlaka felsefî bir görüşten yola çıkılması gerektiği vurgulanmaktadır. Böylelikle, insanı, kendi kendisiyle, dış dünyayla ve görünmeyen alemle ilişkisi anlamında konu etmeyi öngören bir anlayıştan hareket edilerek, Türk düşüncesinin bu yönde iyi bir temel olabileceği yazıt ve destanlardan verilen örneklerle anlatılmaktadır. Zira, gerek, Oğuz Kağan destanında Oğuz ve soyunun, evrenin unsurlarına (gökler ile yer ) intibak ettirilmesi, gerekse yazıtlarda ifadesini bulan; “Üstte mavi gök altta yağız yer kılındıkta (yaratıldığında) ikisi arasında kişi oğlu kılınmış” şeklindeki anlayış biçimi olsun, insanı tanımak bakımından son derece esaslı fikirler vermektedir.

Birinci bölümde, insan hakkındaki bazı temel yaklaşımlara yer verilerek, felsefi antropolojik görüşler tartışılmakta, burada insanın somut bütünlüğü içinde ele alınması ve ontolojik kaynaklı felsefi antropoloji altında incelenmesi öngörülmektedir. Böylelikle, insani varlığın bütünlüğünü esas aldığımız bu çalışma da, bu bütünlüğü görmezlikten gelen çeşitli teori ve düşünceler de gözden geçirilerek, insanın kendi kendisiyle, dış dünyayla ve görünmeyen alemle ilişkisi anlamında konu edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.

İkinci bölümde, felsefi antropolojik görüş olarak insanı bütünlüğü içinde ele alan teorilerden, tarihi, bir  varlık alanı şeklinde gören yaklaşım biçimi esas alınarak, tarihi varlık alanı ve insan konusu tartışmaya açılmaktadır. Burada, çeşitli tarih felsefeleri ve felsefecileri tanıtılmakta, tarihi varlık alanının kategorilerine yer verilerek, insanın tarihi varlık oluşu, onun başarılarını hazırlayan sebepler olarak görülmektedir.

Üçüncü bölümde ise, tarihi varlık alanının kategorileri esas alınarak Eski Türk Yazıt ve Destanları ışığında insan konusu irdelenmekte, insan başarılarının, onun tarihi bir varlık oluşunda temellendiği belirlenmeye çalışılmaktadır. Sonuç bölümünde de bir değerlendirme yapılarak, kendini bilmenin, insan kültürünün ortak amaçlarından biri, Eski Türk Yazıt ve Destanlarının da,  insanda temelini bulan her fenomenin açılımı için, yeterli bir malzeme oluşturabileceği sonucuna ulaşıldığı ortaya konmaktadır.